6 Ekim 2019 Pazar

SIFAT (ÖN AD)

 

SIFAT (ÖN AD)

İsimleri niteleyen ya da belirten sözcüklere sıfat denir. Sıfatların varlığı isimlere bağlıdır. Bu nedenle sıfatlar tek başına kullanılamaz. Bu açıdan sıfatlar tamlama olarak karşımıza çıkar. "Güzel kitapları hemen alırım." cümlesinde "güzel" sözcüğü "kitap" isminin özelliğini belirten bir sıfattır. Burada "kitap" isminden önce gelerek onun özelliğini belirtmiş ve sıfat olmuştur. Bu nedenle bir sözcük yalnız başına sıfat olamaz. Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi mutlaka bir isimle kullanılır. Sıfatlar kendi içinde niteleme ve belirtme sıfatları olmak üzere ikiye ayrılır. A. Niteleme Sıfatları B. Belirtme Sıfatları

A. NİTELEME SIFATLARI

Varlıkların yapısal özelliklerini ortaya koyan sıfatlardır. Niteleme sıfatları isimlerin nasıl olduğunu bildirir ve isme sorulan "nasıl" sorusuna cevap verir. "Kimsesiz çocuklara yardım edelim." cümlesindeki "kimsesiz" sözcüğü, "çocuklar"ın özelliğini belirtmektedir. Bu cümlede "çocuklar" ismine "nasıl" sorusunu sorduğumuzda "kimsesiz" cevabını almaktayız. "Siyah gözlükler sana yakışmış." cümlesinde "siyah" sözcüğü gözlüğün yapısal özelliğini anlatan bir sıfattır. Nasıl gözlük? Siyah gözlük. Görüldüğü gibi isme sorulan "nasıl" sorusuna cevap veriyor. Adlaşmış Sıfat Bazen kişinin tam olarak bilinmediği ya da niteliğinin vurgulanmak istendiği durumlarda isim söylenmeyip sıfat, ismin yerine geçirilebilir. Bu tür sözcüklere adlaşmış sıfat denir. Adlaşmış sıfatlar niteleme sıfatlarıyla yapılır. "Akıllı insanlar kendine güvenir." cümlesinde niteleme sıfatı olan "akıllı" sözcüğü, "Akıllılar kendine güvenir." cümlesinde "insanlar" isminin düşmesiyle adlaşmış sıfat olmuştur.

B. BELİRTME SIFATLARI

Varlıkların diğer varlıklarla ilgileri sonucunda aldığı özellikleri belirten sıfatlardır. Belirtme sıfatları varlıkların geçici özelliklerini belirtir. Belirtme sıfatları kendi arasında dört gruba ayrılır.

1. İşaret Sıfatı Varlıkların bulunduğu yerleri gösteren sıfatlara işaret sıfatı denir. Bu sıfatlar, söyleyen kişinin, sözünü ettiği nesneye uzaklığına göre değişir. "Bu kitabı ben aldım." cümlesinde yakındaki kitabı, "Şu kitabı verir misin?" cümlesinde biraz uzaktaki kitabı, "O kitabı getirir misin?" cümlesinde çok uzakta olan ya da, sözü edilen kitabı işaret etme anlamı vardır. Yukarıdaki cümlelerde bulunan "bu, şu, ve o" sözcükleri işaret sıfatıdır. İşaret sıfatları, isme "hangi" sorusunun sorulmasıyla bulunur. Hangi kitap? Bu kitap.

2. Sayı Sıfatları İsimlerin sayısal özelliklerini bildiren sıfatlara sayı sıfatı denir. Sayı sıfatları kendi içinde dörde ayrılır:

a. Asıl sayı sıfatları: İsimlerin sayılarını kesin olarak belirten sıfatlara asıl sayı sıfatı denir. "Üç arkadaş geziye çıktık." "İzmir'de on gün kalacaktık." "Bu çantayı ancak iki kişi taşıyabilir."

 b. Sıra sayı sıfatı: Varlıkların sırasını bildiren sıfatlara sıra sayı sıfatı denir. Sıra sayı sıfatları isimlere gelen "-ıncı, -inci" ekleri ile yapılır. "Biz beşinci katta oturuyoruz." "Buradaki birinci günüm iyi geçmişti."

c. Üleştirme sayı sıfatı: İsimlerin eşit paylara ayrılmış olduğunu belirten sıfatlara üleştirme sayı sıfatı denir. Bu sıfatlar isimlere getirilen "-ar, -er" eki ile oluşturulur. "Öğrencilere ikişer kitap verildi." "Her komşuda yarımşar saat kaldık."

d. Kesir sayı sıfatı: İsimleri kesirli olarak belirten sıfatlardır. "Bu işte yüzde yirmi kâr var." "Yarım kilo kıyma yeter."

3. Belgisiz Sıfat İsimlerin sayı bakımından belirsizliklerini ifade eden sıfatlara belgisiz sıfat denir. Bazı işlerde acele edilmeli. Birkaç arkadaş dışarıda bekliyor. Hiçbir emek boşa gitmez. Bütün öğrencileri bahçeye çıkarmışlar. Her konuda bilgi sahibi olamayız. Bir gün yine karşılaşırız. cümlelerinde altı çizili sözcükler belgisiz sıfatlardır. Bu sözcükler, isimleri sayıca belirtmişler, ama onların ne kadar olduğunu belirtmemişler.

4. Soru Sıfatı İsimlerin niteliğini, herhangi bir özelliğini soru yolu ile bildiren sıfatlardır. “Nasıl şiirleri beğenirsiniz?” “Kaçar gün kaldın şehirlerde?” “Hangi konuyu işleyeceğiz?” “Kaç soru çözmeli günde?”

SIFATLARDA KÜÇÜLTME

Sıfat olan sözcüğün anlamında küçültme ya da daralma, "-cik,-ce, (-ı)msı, (-ı)mtırak" ekleri ile yapılır. Bu eklerin getirilmesi ile oluşan sıfatlara küçültme sıfatları denir. "Küçük bir evleri vardı." cümlesinde "küçük" sıfattır ve kendinden sonra gelen ismin niteliğini belirtmektedir. "Küçücük evleri vardı." cümlesinde "-cik" eki almış "küçücük" sözcüğü de niteleme sıfatıdır. Buradaki "küçücük" sözcüğün "küçük" sözcüğünden farkı, eklendiği ismin anlamında küçültme yapmış olmasıdır. Küçük ev ¾® küçücük ev "Ekmek ayvasının ekşimsi bir tadı vardı." "Üzerine mavimtırak bir ceket giymişti." "Masada kalınca bir kitap duruyordu." Yukarıdaki cümlelerdeki altı çizili sözcükler küçültme sıfatıdır.

SIFATLARDA PEKİŞTİRME

Sıfatlarda pekiştirme, yani anlamın kuvvetlendirilmesi iki şeklide yapılır: Sıfat olan sözcüğün ünlüye kadarki ilk hecesi alınır, daha sonra "m, p, r, s" harflerinden uygun olanı getirilir. En son da sıfat olan sözcük tekrar yazılır. İsterseniz "temiz" sözcüğü üzerinde bu anlatılarımızı uygulayalım: Te - r - temiz = tertemiz "Çocuklar bembeyaz elbiseler giymişlerdi." "Dümdüz yolda ilerliyorduk." "Şöyle yemyeşil çimenlerin üzerine uzansam!" cümlelerinde altı çizili sözcükler pekiştirme sıfatıdır. Sıfat olan sözcüğün tekrar edilmesi ile yapılır. Örneğin "çeşit" sözcüğünü ele alalım. Bu sözcük tekrar ederek bir ismi nitelediğinde pekiştirme sıfatı olur: "Çeşit çeşit meyveler vardı masada." Bu cümlede altı çizili sözler pekiştirme sıfatıdır. "Bahçede uzun uzun ağaçlar vardı." "Derin derin ırmaklar aşarak geldik." cümlelerindeki altı çizili sözler pekiştirme sıfatıdır.

SIFATLARDA DERECELENDİRME

Sıfatlarda derecelendirme "pek, çok, daha, en..." gibi sözcüklerle yapılır. "Kardeşin onlardan daha akıllı biri." cümlesinde "daha" sözcüğü üstünlük, "En güzel kitap buydu." cümlesinde "en" sözcüğü en üstünlük, "Çok güzel çiçekleri vardı." cümlesinde "çok" sözcüğü aşırılık anlamı katmıştır. 

SIFAT TAMLAMASI

 

Annem belediye doktoruydu. Penceresinden kavak ağaçları görünen bir sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada tek çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, yanaklarımı pembeleştiren makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, uçuşan pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Kavakları silkeleyen rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Koca bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır, bense onu tasasız gözlerle izlerdim. Annemin masasında, güzel çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim başka bir boyut kazanırdı.

İsim tamlamasında olduğu gibi sıfat tamlamasında da isimlerin (asıl unsur) tam olarak anlaşılması ve tanınması için onlardan önce bazı kelimeler getirerek anlamlarını nitelik ve nicelik yönünden tamamlarız.

 TANIMI: Bir veya daha fazla sıfatın bir (veya daha fazla) ismi sayı, renk, biçim, hareket, durum, sayı ve yer bakımından nitelediği veya belirttiği kelime gruplarına sıfat tamlaması denir.

 ÖZELLİKLERİ

 ]Sıfat tamlamalarında birinci kelimeye tamlayan; ikincisine de tamlanan denir. Tamlayan, tamlananın anlamını bütünler. Tamlayan, yani sıfat yardımcı unsurdur; tamlanan, yani isim de asıl unsurdur. Tamlayan başta gelir, tamlanan sonda. Bu “Türkçede yardımcı unsur başta; asıl unsur sonda bulunur” kuralına göre açıklanabilir. Grubun vurgusu tamlayandadır.

 İsim tamlamasında olduğu gibi sıfat tamlamasında da tamlananla tamlayanın nereden ayrılacağı iyice kavranmalı, anlam her zaman ön plânda tutulmalıdır.

 Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir / sağlık ocağı

Tek / çocuk

yanaklarımı pembeleştiren / makaslar

uçuşan / pamukçuklar

Kavakları silkeleyen / rüzgâr

Koca / bahçe

Tasasız / gözler

Güzel / çerçeveler

Kocaman / bir / masası ve koltuğu

Başka / bir / boyut

 ]Sıfatla isim eksiz birleşir. Yani tamlama eki yoktur.

 Kırık kalp, serin serviler...

 ]Bütün sıfatlarla sıfat tamlaması yapılabilir:

 Niteleme Sıfatlarıyla

 Kocaman / bir masası ve koltuğu

Koca / bahçe, tasasız / gözler, güzel / çerçeveler

Mavi deniz, tatlı su, yakın arkadaş, çalışkan öğrenci, yuvarlak masa, akciğer, Akdeniz, karabiber, başbakan, başhekim...

 İşaret sıfatlarıyla

 Bu soruyu kim cevaplayacak?

Kitabı şu genç almıştı.

O eşyaları nereye götürüyorsun?

Öteki sorulara geçiniz.

Beriki masaları da taşıdık.

 Asıl sayı sıfatlarıyla

 Her gün iki saat ders çalışır, bir saat de kitap okurum.

Bir ağaç bile bırakmamışlar; kesmişler.

Yüz yıl öncesine geri döndük.

Türkiye nüfusunun yetmiş milyon olduğu söyleniyor.

Beş milyon ton patates

 Sayıyla değil de diğer birimlerle ölçülen nesneler için

 10 cm ip, 2 m kumaş, 100 ton kömür, 3 kg şeker...

 Sıra sayı sıfatlarıyla

 77. yıl, 11’inci bölük, birinci gün, ikinci gelişimiz,

 Kesir sayı sıfatlarıyla

 Yüzde bir ihtimal, yarım ekmek, çeyrek (dörtte bir) ekmek...

 Üleştirme sayı sıfatlarıyla

 İkişer elma, yedişer kişi, ellişer milyon, birer gün arayla,

 Belgisiz sıfatlarla

 kimi insanlar, bir yaz günü, her soru, birtakım insanlar, birkaç kişi, tüm insanlar, bütün varlıklar...

 Soru sıfatlarıyla

 Nasıl kitaplardan hoşlanırsın?

Kaç gün sonra geleceksin?

Eve giderken hangi otobüse bineceğiz?

Kaçıncı sınıfta okuyor?

Ne gün geleceğini söyledi mi?

Kaçar kişilik gruplar hâlinde gideceğiz?

Kaçta kaç hisse istersin?

 Sıfat-fiillerle veya sıfat-fiil gruplarıyla

 Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı

yanaklarımı pembeleştiren / makaslar

Kavakları silkeleyen / rüzgâr

uçuşan / pamukçuklar

mavileşen / manzara

eserken yelken açmadığım / rüzgâr

daha deniz görmemiş / bir çoban çocuğu

gecenin bitmeğe yüz tuttuğu / an

 ]Sıfat ve zarfların anlamlarını, miktar ve derece bakımından tamamlayan zarfların meydana getirdiği kelime grupları da birer sıfat tamlamasıdır.

 en tatlı biber, çok güzel kitap, pek doğru görüş, daha gösterişli araba...

 ]Sıfat tamlamasında sıfatla isim arasına noktalama işareti konmaz. Meselâ, virgül konursa ilk kelime tek başına kalmış olur, dolayısıyla isimleşir.

 O,/ (G.Ö) Genç adama gülümseyerek baktı. (genç: sıfat)

Genç, adama gülümseyerek baktı. (genç: isim, özne)

 ]Birkaç sıfat, arka arkaya sıralanarak bir ismi niteleyebilir veya belirtebilir:

 Karanlık, büyük, korkutucu ve nemli bir evdi.

Yavaş, vakur, tatlı bir kadın sesi

 ]Aynı şekilde bir sıfat birden fazla isme ait olabilir:

 Yüksek dağlar, tepeler, yaylalar, o bölgenin coğrafî yapısını oluşturur.

Pahalı elbiseler, ayakkabılar

 ]Tamlanan, tamlayan veya her ikisi birden kelime grubu olabilir. Sıfat tamlaması da başka bir sıfat tamlamasında tamlayan ya da tamlanan olabilir:

 Seher musikisi    Engin seher musikisi   Bir engin / seher musikisi

Şu / gözlüklü adam

Mum rengi / çehreler

Yumuşak ve korkak / adımlar

Bacalara takılan / şu beyaz bulutlar

Ay ışığındaki / büyülü şeffaflık ve nur

Koklamadan attığım / gül demeti

 ]Cümlede isim, sıfat ve zarf olarak görev yaparlar.

 O/(g.ö) Bu yumuşak ve pembe tenli avı, pençesinde sıkarak (zarf t) yükseldi(y).

Sabah ezanı okunurken başlayan yağmur(ö), birdenbire(zt) sağanak hâlini aldı.

 ]Sıfat tamlamalarında eğer tamlanan zaten tamlayanın anlamında varsa düşürülür. Bilinir ki o sıfat o isimden başkasına ait değildir. Bu durumda bu sıfatlara adlaşmış sıfatlar denir:

 Ağlayan insanlar bir gün güler.         ž        Ağlayanlar bir gün güler.

Gelen adam giden adamı aratır         ž        Gelen gideni aratır.

Hasta adamı hastahaneye yetiştiremediler ž Hastayı yetiştiremediler.

 

Üçler basamağı,

1453’ten sonra...

Gençler ağaç dikiyor.

Tembeller başarılı olamaz.

 

 

FİİLİMSİLER

 

FİİLİMSİLER

 

Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle türetilerek isim, sıfat ve zarf olarak kullanılan kelimelerdir.

 Bunlar artık fiil olarak kullanılma özelliğini kaybettikleri için fiil çekim eklerini (olumsuzluk eki hariç) alamazlar; isim çekim eklerini alabilirler, isim sıfat ve zarf (tümleci) olarak kullanılırlar; yancümlecik kurarlar.

 Fiilimsiler üçe ayrılır: İsim-fiiller, Sıfat-fiiller ve Zarf-fiiller

 1. İSİM-FİİLLER

 Fiillerin adıdır.

Fiillere (basit, türemiş, birleşik) getirilen “-mE, -mEk, -İş” ekleriyle yapılır. Türetilen bu kelimelere mastar; türetmede kullanılan eklere mastar eki denir.  (MAYIŞMAK)

 

Bakmak, okumak, yazmak, konuşmak, derlemek, eleştirmek, araştırmak...;

Bakma, yüzme, seslenme, tamamlama, yarım bırakma, kovalama...;

Bakış, geliş, gidiş, serzeniş, sesleniş, tükeniş, kurtuluş, çıkış...

 İsimlerin tüm özelliklerini gösterir, cümlede isim gibi kullanılır.

 Kitap okumayı çok seviyorum.                     Nesne

Okumak en faydalı eylemdir.                                       Özne

Sinirli olduğu gelişinden anlaşılıyor.                            Dolaylı tüml.

 Olumsuzları mastar ekinden önce olumsuzluk eki getirilerek yapılır.

 Okumamak, yazmama, seslenmeyiş...

 Bu kelimeler tek başlarına (eksiz) kullanıldıklarında mastar eki vurguludur.

 Okumak, yazma, danışma, sesleniş...

 Eğer “-mE” ile yapılan isim-fiillerde bu ek vurgusuz, bundan önceki  hece vurgulu okunursa yanlış anlaşılma olur: Olumsuz emir çekimi zannedilir.

 Danışma                 fiilimsi                                  danışma              olumsuz emir

Kaynaşma              fiilimsi                                  kaynaşma           olumsuz emir

 Dikkat: “-me” eki olumsuzluk ekiyle karıştırılmasın.

 Kimi isim-fiiller kalıcı nesne, yer, iş veya kavram adı olabilirler. Bu durumda artık isim-fiil olarak kullanılmazlar. Bunlar olumsuzluk eki de alamazlar.

 Dondurma, danışma, kavurma, kızartma...;

Çakmak, yemek, ekmek...;

Alış veriş, gösteriş, direniş...

 “-mE” ekiyle türeyen mastarlardan bazıları sıfat olarak kullanılabilir.

 Süzme bal, asma köprü, yapma çiçek...

   

2. SIFAT-FİİLLER (ORTAÇLAR)

 Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle yapılmış sıfatlardır.

 Tanı-→tanıdık      (adam)                 kırıl-→kırılası (eller)...

 “-En, -Esİ, -mEz, -or, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleriyle türetilirler (ANASI MEZAR DİKECEKMİŞ)

 Sıfat görevinde kullanılırlar. Niteleme sıfatı sayılırlar.

 gelen araba, öpülesi el, dönülmez yol, koşar adım, tanıdık yüz, gelecek zaman, olmuş iş...

 Daha sonra isimleşebilirler. İsimleştikleri zaman cümlede isim gibi kullanılırlar.

 Gelenler kimdi?                                  özne

Tanıdıklarımıza rastlayamadık.      Dolaylı tüml.

 Aldıkları eke göre çeşitlere ayrılırlar:

 Geçmiş zaman ortaçları

 “-dİk ve -mİş” ekleriyle yapılır.

Nesne ve kavramların geçmişte ortaya çıkan niteliklerini bildirirler.

 Koca şehirde bir tek tanıdık yok.

Aramadık yer bırakmadık.

Bugüne kadar görülmemiş bir haksızlık var ortada.

Pişmiş aşa su katmak.

 Gelecek zaman ortaçları

 “-Esİ ve -EcEk ” ekleriyle yapılır.

Nesne ve kavramların gelecekte ortaya çıkacak olan niteliklerini bildirirler.

 Kırılası eller hep zalimin yanında.

Memleketin o kadar çok görülesi güzellikleri var ki...

Daha yapılacak çok iş var.

Çözülemeyecek bir sorun yoktur.

 Geniş zaman ortaçları

 “-En, -mez, -or” ekleriyle türetilirler

 Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç

Koşar adım eve gitti.        

Hep bilinen şeylerden bahsetti durdu.

İşe erken başlayan erken verim alır.

 Gelen adayların kaydını yapıyorlar.                            (şimdi gelen)

Akan kanı durdurmalı önce                                           (her zaman akan)

Kaçan mahkûmları yakalamışlar.                 (kaçmış olan)

 Belirtme Ortaçları

 “-dik ve –ecek” eklerinden sonra iyelik eki getirilerek yapılır.

 

Okuduğum son kitap

Okuyacağım ilk kitap

Yapacağımız işler

Yapılacakları belirledim

 Geleceği varsa göreceği de var.

Diktiğimiz fidanlar meyve vermeye başlamış.

 Dikkat: Bu eklerden “-mEz, -or, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleri fiil çekim eki olarak da kullanılmaktadır. Zaten fiil çekim eki olan bu ekler zamana bağlı olarak sonradan sıfat yapmışlardır.  Sıfat yaptıkları durumda artık çekim eki değildirler.

 Bu konu uzun süre tartışılacak                     (çekimli fiil)

Uzun süre tartışılacak bir konu bulduk.    (ortaç)

 

 3. ZARF-FİİLLER (ULAÇLAR)

 Fiillerden türetilen ve zarf tümleci olarak kullanılan kelime veya kelimelerdir.

Ulaçlar yapım ekleriyle türetilir.

İsim görevinde kullanılmazlar.

 Çeşitleri şunlardır. (KENYALI ASİYE İNCE İPİ ARAKLAMADAN GİTTİĞİNDE OLDUKÇA)

 a.Bağlama Ulacı

 “-İp” ekiyle türetilir.

Bu ek genellikle “ve” bağlacının yerini tutar.

“-İp” ekinin getirildiği fiille onun bağlanmış olduğu fiilin öznesi ve zamanı aynıdır.

 Telefon edip hâlini hatırını sordum.← Telefon ettim ve hâlini hatırını sordum

 Bu ulacın tekrarlanması fiilin sıkça yapıldığını gösterir:

 Gidip gidip komşuları rahatsız ediyor.

Bakıp bakıp gülüyor.

 b. Durum Ulaçları

 “-erek, -e..., -e, -meden, -meksizin, -cesine” ekleriyle yapılır.

Fiilin nasıllığını bildirir.

 Sınıfa gülerek girdi.

Olayı adeta yeniden yaşıyormuşçasına anlattı.

Gece karanlık sokaklarda düşe kalka ilerlediler.

Dinlene dinlene gittiler.

Gürültüye aldırmadan işiyle meşgul oluyordu.

Hiç dinlenmeksizin yedi saat yürüdüm.

Her şeyi bilircesine konuşuyordu.

 c. Zaman Ulaçları

 “-İncE, -dİkçE, -dİğİndE, -ken, -mEdEn, -or, -mEz” ekleriyle yapılır.

Bu ulaçlar fiilin zamanını bildirir.

 Gülünce gözlerinin içi gülüyor.

Canım sıkıldıkça şiir okurum.

Kar yağınca herkes sokaklara döküldü.

İlk okuduğumda iyi anlayamamıştım.

Uyurken hep sayıklar.

Gün ağarırken düştük tarla yollarına.

Uyumadan önce de yarım saat kitap okunabilir.

Gelir gelmez seni sordu.

 d. Başlama Ulaçları

 “-Elİ” ekiyle türetilir ve sonraki fiilin başlangıcını bildirir.

 Buraya geleli çocuğa bir hâller oldu.

Seni tanıyalı hayatım değişti.

 e. Nedenlik Ulaçları

 “-dİğİ, -EcEğİ” ekleriyle türetilir ve “-dEn dolayı, için, -dEn ötürü” edatlarıyla birlikte kullanılır.

 Çok yalnızlık çektiğinden (dolayı) buralarda kalmak istemiyor.

Sizden ayrılacağı için üzülüyor.

 f. Bitirme Ulaçları

 “-EnE, -İncEyE, -EsİyE” ekleriyle türetilir ve “değin, dek ve kadar” edatlarıyla birlikte kullanılır.

Sonraki fiilin bitimini gösterir.

 Sen gelene kadar biz burada bekleyeceğiz.

Yollar açılıncaya kadar bekledik.

Öldüresiye dövdüler. 

 

İSİMLER İSİM (AD)

 

İSİMLER İSİM (AD)

Varlıkları, kavramları karşılayan sözcüklerdir. İsimlerle, karşıladıkları kavram ve nesneler arasında çok sıkı bir ilgi vardır. Bunlar daima birbirlerini çağrıştırır. Örneğin "kitap" sözü aklımızda hemen varlık olarak "kitap" nesnesini canlandırır. Ya da bir kitabı gördüğümüzde zihnimize hemen onu karşılayan isim gelir. Kavramlar için ise bu kadar belirgin bir ilişkinin varlığını söyleyemeyiz. Örneğin "dert" dendiğinde aklımızda bir nesne canlanmaz; ancak bunun insanı sıkıntıya sokan bir durum olduğu zihnimizde belirir. Şimdi isim çeşitlerini görelim.

1. Cins (Tür) İsmi Aynı türden varlıkları karşılayan isimlerdir. Bu varlıkların benzerleri etrafta çoktur: “Ağaç, çiçek, kitap, ev, okul, insan, ders...”

2. Özel İsim Tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan isimlerdir. Balıkesir, Çukurova, Alpler gibi yer adları, Yunus, Serpil, Recep gibi kişi adları, Türkiye, Portekiz, Hollanda gibi ülke adları, Günün Ötesi, Kiralık Konak, Türk Edebiyatı, Hürriyet gibi kitap, dergi, gazete adları, Bilkent Üniversitesi, Yeşilay, Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi kurum adları, Almanca, Türkçe, Rusça gibi dil adları, İslâmiyet, Ortodoks, Yahudilik gibi din adları, Boncuk, Tekir, Yumak gibi hayvanlara verilen adlar özel isimdir.

3. Tekil İsim Sayıca tek bir varlığı karşılayan isimlere tekil isim denir. Bunlar "kitap, çocuk, şiir, bilgisayar..." gibi bir varlığı karşılayan isimlerdir.

4. Çoğul İsim Sayıca birden çok varlığı karşılayan isimlerdir. Çoğul isimler, "-ler, -lar" eki getirilerek yapılır. "Kitaplar, çocuklar, şiirler, bilgisayarlar..." isimleri çoğul isimlerdir.

5. Topluluk İsmi  Yapıca tekil olduğu hâlde, yani çoğul eki almadığı halde birden çok varlığı karşılayan isimlere topluluk ismi denir. "Toplum, halk, millet, ordu, bölük, sürü..." sözcükleri birer topluluk adıdır. Topluluk isimleri de çoğul eki alabilir. Bu durumda grupların çoğulu bildirilmiş olur. Örneğin, "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz!" cümlesinde "ordu" topluluk ismi çoğul eki almıştır. Burada ordunun birden fazla olduğu anlatılmak istenmiştir.

6. Somut (Madde) İsim Duyu organlarımız ile algılanan isimlere somut isim denir. "Kitap, masa, insan, ışık..." beş duyumuzdan biri ile algılanan somut isimlerdir.

7. Soyut (Mana) İsim Duyu organlarımız ile algılanamayan, ama varlığına inandığımız isimlerdir. "Neşe, özlem, sevgi, korku..." duyu organlarımız ile algılanamayan soyut isimlerdir.

İSİM (AD) TAMLAMALARI

Bir ismin aitlik ilgisi bakımından daha belirli hâle gelmesi için başka bir isim tarafından tamlanmasıyla meydana gelen söz öbeğine isim tamlaması denir. Belli kurallar dâhilinde en az iki sözcük bir araya gelerek isim tamlamasını oluşturur. İsim tamlamaları "tamlayan ve tamlanan" olmak üzere iki unsurdan oluşur. Tamlayan birinci sözcük, tamlanan ise ikinci sözcüktür. İsim tamlamalarının tamlayanında ilgi, tamlananında ise iyelik eki vardır. Şimdi isim tamlamasının türlerini görelim.

1. Belirtili isim Tamlaması

Tamlayanın ilgi, tamlananın iyelik eki aldığı tamlamalardır. Her iki unsuru da ek alarak oluşturulan bu tür tamlamalarda kuvvetli bir aitlik ilgisi vardır. "Evin kapısı açık kalmış." cümlesindeki “evin kapısı” altı çizili söz öbeği belirtili isim tamlamasıdır. Görüldüğü gibi, her iki sözcük de ek almıştır. Bu tamlamada iki sözcük arasındaki kuvvetli bir ilişki kendini göstermektedir. Belirtili isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına başka sözcükler girebilir. "Kerem'in mavi gömleği güzelmiş." cümlesinde araya "mavi" sıfatı girmiştir. "- den" hal eki tamlayanda kullanılan ilgi ekinin yerine geçerek belirtili isim tamlaması kurabilir. "Resimlerin birini de ben alayım." cümlesindeki "resimlerin birini" sözü belirtili isim tamlamasıdır. Biz bunu "resimlerden birini" biçiminde de söyleyebiliriz. Yani sadece tamlayan eki "-in" yerine, aynı işlevi gören "-den" hâl ekini getirmiş oluyoruz. Belirtili isim tamlamalarında bir tamlayan birden fazla tamlanana bağlanabileceği gibi, bir tamlanan birden fazla tamlayana da bağlanabilir. "Evin bahçesi, odaları, mutfağı o kadar geniş ki..." cümlesinde "evin" tamlayan; "bahçesi, odaları, mutfağı" sözcükleri de tamlanandır. "Kırların, çiçeklerin, kuşların, böceklerin neşesi hepimizi coşturmuştu." cümlesinde "kırların, çiçeklerin, kuşların, böceklerin" tamlayan; "neşesi" tamlanandır.

2. Belirtisiz İsim Tamlaması

Tamlayanın ilgi eki almayıp tamlananın iyelik eki aldığı tamlamalardır. Bu tür tamlamalarda bir ismin başka bir isme aitliğinden çok bir nesne ya da kavram ismi oluşturmak esastır. "Çocuğun elbisesini alacağız." cümlesindeki "çocuğun elbisesi" tamlaması belirtilidir. Bu tamlamada belli bir çocuğa ait elbiseden söz edilmektedir. Biz bu tamlamayı, "Çocuk elbisesi alacağız." şeklinde söylersek yani "-nın" ekini kaldırırsak tamlama belirtisiz olur. Bu durumda belli bir kişiye ait elbiseden değil, genel bir elbise çeşidinden "çocuk elbisesi" nden söz etmiş oluruz. Belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan tamlananın neden yapıldığını, neye benzediğini bildirebilir: "Lahana turşusu", "Erik hoşafı", "Bulgur pilâvı" Bu tamlamalarda tamlayan tamlanın neyden yapıldığını bildirir. "Deve kuşu", "Kılıç balığı", "Küpe çiçeği" Bu tamlamalarda ise tamlayan tamlananın neye benzediğini bildirir. Belirtisiz isim tamlaması sıfat göreviyle kullanılabilir. "El yazması kitaplar şimdi çok değerli." cümlesinde "el yazması" belirtisiz isim tamlamasıdır. Bu tamlama cümlede sıfat göreviyle kullanılmıştır.

3. Takısız İsim Tamlaması

Tamlayanı ve tamlananı ek almamış olan isim tamlamalarıdır. Takısız isim tamlamalarında her iki unsur da ilgi ve iyelik eklerini almaz. Bu tamlamaları iki grupta inceleyebiliriz: a. Bir şeyin neyden yapıldığını gösterir. "Boynunda altın kolye vardı." cümlesindeki "altın kolye" sözü kolyenin altından yapıldığını gösterir. "Cam vazo, çelik tencere, deri mont" tamlamaları da bunlara örnektir. b. Bir şeyin neye benzediğini bildirir. "Altın saçları rüzgârda dalgalanır." cümlesinde "altın saç" takısız isim tamlamasıdır. Bu tamlamada "saçlar" altına benzetilmiştir. "Gül yanak, zeytin göz, tilki Rıfkı..." gibi tamlamalar takısız isim tamlamasıdır.

4. Zincirleme İsim Tamlaması

Tamlayanın, tamlananın veya her ikisinin kendi içinde başka bir isim tamlaması olduğu söz öbekleridir. Zincirleme isim tamlamaları en az üç ismin bir raya gelmesi ile oluşur. "Macera romanlarının okuyucusu çoktur." cümlesinde "macera romanları" belirtisiz isim tamlamasıdır. Bu tamlamaya "-nın" ilgi eki eklenmiş ve tamlama "okuyucusu" tamlananına bağlanmış. Böylece iki tamlama iç içe girmiş ve zincirleme isim tamlaması olmuştur: "Saka kuşunun ötüşü çok hoştu." cümlesinde "saka kuşunun ötüşü" üç isimden oluşan zincirleme isim tamlamasıdır. Tamlayan "saka kuşu", tamlanan ise "ötüşü" sözcüğüdür.
 

12. SINIF 3. ÜNİTE ŞİİR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS NOTLARI (2023-2024)

3. ÜNİTE ŞİİR 12. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS NOTLARI    (2023-2024) 1. SAF (ÖZ) ŞİİR ANLAYIŞI   SAF (ÖZ) ŞİİRİN O...