6 Ekim 2019 Pazar

SES BİLGİSİ

 
SES BİLGİSİ
Dilin temelini sesler oluşturur. Seslerin yazıya çevrilmesinde kullanılan işaretlere harf denir. Harflerin belli bir sıraya göre bir arada gösterilmesi ile de alfabe oluşur. Türkçede 29 harf vardır. Bunlar sesli, sessiz olmak üzere ikiye ayrılır.
SESLİ HARF: Ağzımızdan hiçbir zorlama olmadan çıkan sesleri karşılayan harflerdir. 4'ü kalın 4'ü ince olmak üzere 8 adettir. Bir tabloyla bunları gösterelim. a: Kalın, geniş, düz ı: Kalın, dar, düz o: Kalın, geniş, yuvarlak u: Kalın, dar, yuvarlak e: İnce, geniş, düz i: İnce, dar, düz ö: İnce, geniş, yuvarlak ü: İnce, dar, yuvarlak
SESSİZ HARF: Tek başına söylenemeyen, ancak bir ünlü yardımıyla söylenebilen sesleri karşılayan harflerdir. 21 tanedir. Alfabedeki sessizler yanına “e” ünlüsü getirilerek okunur; be, ce, de... gibi. Şimdi bunları bir tablo hâlinde gösterelim.
Süreksiz Sert Sessizler: p, ç, t,k
Sürekli Sert Sessizler: f, s, ş, h
Süreksiz Yumuşak Sessizler: b, c, d, g
Sürekli Yumuşak Sessizler: ğ, j, l, m, n, r, v, y, z
Ünsüz harflerin bazı özellikleri vardır. Türkçe sözcüklerin başında iki ünsüz bulunmaz. Bulunanlar başka dillerden geçmiştir. Plân spor... Türkçe sözcüklerin kökünde aynı türden iki ünsüz yan yana bulunmaz: millet, dükkân... Türkçe sözcüklerden genel olarak “f, h, j” ünsüzleri bulunmaz : fare, havlu, jeton... Türkçe kökenli sözcükler yansımalar ve bazı istisnalar dışında “c, l, m, n, r, v, z” ünsüzleriyle başlamaz. Şimdi sesli ve sessiz harflerle ilgili ses olaylarını görelim.
1. Ünlü Uyumları
Büyük ve küçük ünlü uyumu, sesli (ünlü) harflerle ilgili özelliklerdendir. Büyük ünlü uyumunda kalınlık - incelik; küçük ünlü uyumunda düzlük - yuvarlaklık söz konusudur.
a. Büyük ünlü uyumu:
Türkçe bir kelimenin ilk hecesindeki ünlü kalın ise (a, ı, o, u), diğer hecelerdeki ünlüler de kalın olmalı; ince ise (e, i, ö, ü), diğer ünlüler de ince olmalıdır. Buna büyük ünlü uyumu denir. “Evlerimiz” sözcüğü, büyük ünlü uyumuna uyar. Çünkü bu sözcükteki bütün ünlüler incedir. Sözcük ince ünlülerle başlayıp ince ünlülerle devam etmiştir.” “Karıncalar” sözcüğü, büyük ünlü uyumuna uyar. Çünkü bu sözcükteki ünlüler kalındır. Kalın ünlülerden sonra kalın ünlüler gelmiştir. “Kalemler” sözcüğü ise kalın ünlüden sonra ince ünlü geldiğinden büyük ünlü uyumuna uymaz. “-ki, -ken, -yor, -leyin, -ımtrak” ekleri büyük ünlü uyumuna uymaz. “kapıdaki, çalışırken, geliyor, sabahleyin, yeşilimtrak” örneklerinde bu görülmektedir. Genel olarak “-ki, -ken, -yor, -leyin, - ımtrak ve -daş” ekleri büyük ünlü uyumuna uymaz; ama uyan kullanımlarının da olduğunu unutmamalıyız: “Evdeki, gelirken, bakıyor, geceleyin, sarımtrak, vatandaş” örneklerinde görüldüğü gibi. “Elma, kardeş, anne...” 31 gibi bazı cükler Türkçe olduğu hâlde büyük ünlü uyumuna uymaz.”
b. Küçük ünlü uyumu:
Türkçe bir sözcük düz ünlülerden biri ile başlamışsa, bu ünlülerden sonra gelen ünlüler de düz olmalıdır: Örneğin; “tanımak” sözcüğündeki bütün ünlüler düzdür. Düz ünlülerden sonra yine de ünlüler geldiğinden bu sözcük, küçük ünlü uyumuna uyar. Türkçe bir sözcük yuvarlak ünlülerden biri ile başlamışsa, bu yuvarlak ünlülerden sonra ya dar-yuvarlak (u, ü) ya da düz-geniş ünlüler (a, e) gelmelidir. Örneğin; “olaylar” sözcüğünü ele alalım. Bu sözcük yuvarlak ünlü ile başlamış, yuvarlak ünlüden sonra da düz ünlü gelmiş. O hâlde sözcük küçük ünlü uyumuna uyar. “Salon” sözcüğü ise düz ünlüden sonra yukarıdaki ünlü geldiğinden küçük ünlü uyumuna uymaz. Küçük ünlü uyumuna uyan bir kelime büyük ünlü uyumuna da uymalıdır. “-yor” eki, hiçbir zaman küçük ünlü uyumuna uymaz. “Çalışıyor, gülüyor, ağlıyor” gibi kelimeler ilk hecesinin dışında “o” sesi bulunduğundan küçük ünlü uyumuna uymaz. Ayrıca şuna da dikkat etmek gerekir: Küçük ünlü aranırken kelimenin büyük ünlü uyumuna bakılmalıdır. Örneğin; “kalem” kelimesi normalde küçük ünlü uyumuna uyar. Ancak büyük ünlü uyumu kuralı dikkate alınmazsa. Öyleyse büyük ünlü uyumuna uymayan sözcükler küçük ünlü uyumuna da uymaz.


2. Ünsüz Uyumu
Türkçe bir kelimenin son hecesi sert ünsüzlerden biri ile bitiyorsa, o kelimeye getirilecek ekin başındaki ünsüzün de sert olması gerekir. Buna ünsüz uyumu ya da ünsüz benzeşmesi denir. kitap – cı değil kitap – çı balık – dan değil balık – tan 1923'de değil 1923'te
3. Ünsüz Yumuşaması
Türkçe bir kelimenin son hecesi sert ünsüzlerden biri ile bitiyorsa, bu kelimeye ünlü ile başlayan bir ek getirildiğinde, kelimenin sonundaki sert ünsüz yumuşar. Buna ünsüz yumuşaması denir. kitap – ı kitabı (p - b) ilâç – a ilâca (ç - c) yurt – um yurdum (t - d) renk – i rengi (k - g) kayık – ı kayığı (k - ğ) Özel isimlerin yazımında sert ünsüzlerin yumuşaması kuralına uyulmaz. Zonguldağ’ı değil Zonguldak’ı Karabüğ’e değil Karabük’e Ahmed’e değil Ahmet’e
4. Ses Düşmesi
Değişik nedenlerden dolayı Türkçe kelimelerin aslında olan bazı sesler düşer. Buna ses düşmesi denir. İkinci hecesinde dar ünlü bulunan kelimelere ünlü ile başlayan bir ek getirildiğinde dar ünlü düşer. Buna hece düşmesi denir. Fikir değil fikri burun değil burnu ömür değil ömrü Yardımcı fiillerle yapılan birleşik fiillerde yardımcı fiilden önce gelen ismin ikinci hecesindeki ünlü düşer. kayıp olmak kaybolmak şükür etmek şükretmek kayıt olmak kaydolmak fikir etmek fikretmek Bazı birleşik isimlerin oluşumunda ses düşmesi (ünlü düşmesi) olur. kahve altı kahvaltı pazar ertesi pazartesi Sonu “k” sessizi ile biten kelimelere küçültme eki (-cık, -cik, -cuk, -cük) getirildiğinde “k” sessizi düşer. Buna “ünsüz düşmesi” de denir. ufak – cık ufacık minik – cik minicik
5. Ses Türemesi
Değişik sebeplerden dolayı Türkçe bir kelimeye aslında olmadığı hâlde ses ilâvesi olur. Bu olaya ses türemesi denir. Yardımcı fiillerle yapılan birleşik fiillerde yardımcı fiilden önce gelen ismin son sesi çiftleşir. Buna “ünsüz türemesi” de denir. zan etmek zannetmek af etmek affetmek Tek heceli kelimelere küçültme eki (-cık, -cik, -cuk, -cük) getirildiğinde ekten önce bir ses gelir. Buna “ünlü türemesi” de denir. bir – cik biricik az – cık azıcık genç – cik gencecik
6. Daralma
Son hecesi “a, e” geniş seslileriyle biten Türkçe bir kelimeye “-yor” eki getirildiği zaman bu geniş sesler daralarak “ı, i, u, ü” ye dönüşür. Buna ünlü daralması denir. temizle – yor temizliyor anla – yor anlıyor
7. Kaynaşma
 Türkçede ünlü ile biten bir kelime, yine ünlü ile başlayan bir ek geldiğinde kelime ile ek arasına “n, s, ş, y” ünsüzlerinden uygun olanı gelir. Buna kaynaşma denir. “Açılan solar, ağlayan güler.” cümlesinde “ağlayan” sözcüğünde “y” kaynaştırma harfi, “Akşamın işini sabaha bırakma.” cümlesinde “işini” sözcüğünde “n” kaynaştırma harfi, “Fakirin tesellisi ölümdür.” cümlesinde “tesellisi” sözcüğünde “s” kaynaştırma harfi, “Öğrencileri ikişer üçer içeri alın.” cümlesinde ise “ikişer” sözcüğünde “ş” kaynaştırma harfi kullanılmıştır.
8. Ulama
Ünsüzle biten bir sözcükten sonra yine ünlü ile başlayan bir sözcük gelirse, iki sözcük birbirine bağlanarak okunur. Buna ulama denir. “Bizden_evvel buraya inen_üç dört_arkadaş vardı.” cümlesinde üç yerde ulama yapılmıştır. “Ben, akşam_eve gelirken kiraz_aldım.” cümlesinde ise iki yerde ulama vardır. Herhangi bir noktalama işaretinin bulunduğu yerde ulama olmaz. Bu cümlede “ben” sözcüğünden sonra virgül kullanıldığından “ben, akşam” kelimeleri arasında ulama yoktur.
9. Vurgu
İki ya da daha fazla heceli kelimelerin herhangi bir hecesinin; birden fazla sözcükten oluşan cümlelerin herhangi bir sözcüğünün ötekilerden daha baskılı, güçlü söylenmesine vurgu denir. Dolayısıyla vurgu kelime vurgusu ve cümle vurgusu olmak üzere ikiye ayrılır. Cümle vurgusunu ögeler konusunda gördük. Şimdi sözcük vurgusu ile ilgili ayrıntıları görelim. Her kelimede vurgu vardır ve bu çoğunlukla kelimelerin son hecesindedir. Ek aldıkça da vurgu son heceye kayar. “İp, aç, kalk ...” gibi tek heceli kelimelerde vurgu ”ekmek, ekmekçi, ekmekçiler, ekmekçilerden” Olumsuzluk eki “-ma, -me”nin, soru eki “-mı, -mi, -mu, - mü”nün vurguyu kendinden önceki heceye ya da kelimenin son hecesine kaydırır. “Gittim” sözcüğünde vurgu son hecededir; ama “gitmedim” sözcüğünde vurgu ilk hecededir. Çünkü “-me” olumsuzluk eki vurguyu ilk heceye kaydırır.
 

CÜMLE VURGUSU, ARA SÖZ

 
CÜMLE VURGUSU
 Cümlede asıl anlatılmak istenen öge vurgulanır. Biz konuşurken, önemsediğimiz ögeyi cümlenin herhangi bir yerinde ses tonumuzu yükselterek vurgulayabiliriz. Ancak yazıda bunu yapamayacağımızdan, vurgulamak istediğimiz ögeyi yükleme yaklaştırırız. Yani cümlede yükleme en yakın öge, en çok vurgulanan ögedir. "Babam bizi dün fuara götürdü." cümlesinde yükleme en yakın olduğu için dolaylı tümleç, "Babam bizi fuara dün götürdü." cümlesinde yükleme en yakın olduğu için zarf tümleci; "Babam fuara dün bizi götürdü." cümlesinde yükleme en yakın olduğu için nesne; "Dün fuara bizi babam götürdü." cümlesinde yükleme en yakın olduğu için özne vurguludur.
 
ARA SÖZ
Cümleyi söylerken söz arasına sıkıştırılan, bazen bir ögenin açıklayıcısı, bazen cümle dışı unsur olan söz veya söz öbeklerine ara söz denir. "Büyüdüğüm o güzel şehri, Bursa'yı, asla unutamam." cümlesinde "Bursa'yı" ara sözü cümlenin nesnesinin açıklayıcısı olarak kullanılmıştır. Ara söz daima açıkladığı öğeden sonra gelir.
 

CÜMLENİN ÖGELERİ

 
CÜMLENİN ÖGELERİ
Bir duygu, düşünce veya durumu tam olarak anlatan sözcük ya da söz öbeklerine cümle (tümce) denir. Cümle, özne ve yüklem gibi temel; nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümleci gibi yardımcı ögelerden oluşur. Şimdi cümlenin ögelerine tek tek değinelim.
YÜKLEM
Cümlede kip ve zaman bildirerek yargıyı ortaya koyan temel unsurdur. Yüklem, tek başına cümle özelliği gösterir. Diğer ögeler yüklemin tamamlayıcı ögeleridir. Cümlede yüklemi bulmak için herhangi bir ögeye soru soramayız. Onu çekimli durumda bulunan sözcüklerden anlarız. Örneğin; "Anlıyorum" sözcüğü "anlamak" eyleminin şimdiki zamanla çekimlendiğini gösteriyor. Öyleyse yargı bildiriyor demektir. Dolayısıyla bu, bir cümledir. "Bugün mutfakta anneme yardım ettim." cümlesindeki altı çizili söz birleşik fiil olduğu için, "Çiftçinin ambarı sabanın ucundadır." cümlesindeki altı çizili söz isim tamlaması olduğundan, "Türkçe dersimize giren kişi genç bir öğretmendi." cümlesindeki altı çizili kısım ise sıfat tamlaması olduğundan bölünemez ve bu şekilde yüklem olur.
ÖZNE
Cümlede yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan ya da oluş içinde bulunan ögedir. Cümlenin temel ögesidir. Ancak her cümlede bulunmak zorunda değildir. Cümlede özneyi bulmak için yükleme "kim" ve "ne" sorularını sorarız. Ancak özellikle "ne" sorusu, nesneyi bulmak için de sorulduğundan, biz özne sorusunu yükleme değişik biçimde sorarız. Örneğin; "Bu elbiseyi annem aldı." cümlesinde "aldı" yüklemdir. Özneyi bulmak için yükleme "Alan kim?" diye soruyoruz. Cevap olarak "annem" geliyor. Öyleyse cümlenin öznesi bu sözcüktür. Cümlede özne yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi, açık olarak verilebileceği gibi, yüklemin çekiminden de çıkarılabilir. Cümlede olmayan, yüklemdeki kişi eklerinden anlaşılan bu tür öznelere "gizli özne" adı verilir. "Ders çalışmana yardım ederim." cümlesinin yüklemi "yardım ederim" sözcüğüdür. Özneyi bulmak için "Yardım eden kim?" diye soruyoruz, "Ben" cevabı geliyor; ancak bu söz cümlede yok, biz bunu yüklemin bildirdiği kişiden çıkarıyoruz. Öyleyse bu cümlenin öznesi gizli öznedir. Bu özne cümlede var olan ögelerden biri sayılmaz. Yani "Gördüm." cümlesinde öznenin "ben" olduğu görülse bile bu cümle sadece yüklemden oluşmuş sayılır. Bazı cümlelerde işi yapan belli değildir. Bu cümlelerde işten etkilenen öge sözde özne kabul edilir. "Sokaklar çok güzel temizlendi." cümlesinde işi yapan belli değildir. Ama işten etki-lenen öge vardır. “Temizlenen ne?” sorusu bize “sokaklar” sözcüğünü veriyor. Bu şekildeki öznelere sözde özne denir. Bazı cümlelerde ise özne bulunmaz. Yani eylemi yapan bazen belli değildir. "Yağmurlu havalarda geziye gidilmez." cümlesinde "gidilmeyen ne, gidilmeyen kim?" gibi sorulara cevap alınmaz. Öyleyse cümlenin öznesi yoktur.
NESNE
Cümlede yüklemin bildirdiği işten etkilenen ögedir. Yükleme sorulan "kimi, neyi, ne" sorularına cevap verir. Nesneler hâl ekini alıp almamalarına göre iki grupta incelenir.
1. Belirtili Nesne Nesne görevinde bulunan söz, "-i" hâl ekini almışsa, nesneye belirtili nesne denir. "Kitabı öğretmenden aldı." cümlesinde "kitabı" nesnesi "-i" hal eki aldığından belirtili nesnedir.
2. Belirtisiz Nesne Nesne görevinde bulunan söz "-i" hâl ekini almamışsa buna, belirtisiz nesne denir. "Akşama kadar odasında kitap okudu." cümlesinde "kitap" nesnesi bu eki almamış ve belirtisiz nesne olmuştur.
DOLAYLI TÜMLEÇ
Yüklemin yöneldiği, bulunduğu, çıktığı yeri gösteren ögedir. Yükleme sorulan "-e", "-de" ve "-den" hâl eklerini alan sorulara aynı ekleri alarak cevap veren sözcük ya da söz öbekleri dolaylı tümleç görevinde bulunur. Soruların ve cevapların aynı ekleri alması zorunluluğu, bunun diğer ögelerle karışmasına engel olur. "Çözemediği soruları bana sorar." cümlesinde altı çizili ögeyi bulabilmek için yükleme "kime" sorusunu soruyoruz. Soru da cevap da aynı eki almış. Öyleyse "bana" sözü dolaylı tümleçtir. "Akşama eve geç kalmayın." cümlesinde altı çizili sözcük de "-e" hâl ekini almıştır. Ancak bu ögeyi bulmak için yükleme "ne zaman" sorusunu soruyoruz. Görüldüğü gibi soru hâl eki almadan soruluyor. Öyleyse bu, "-e" hâl eki almış olmasına rağmen dolaylı tümleç değildir. Aynı durumu "-de" ve "-den" eklerinde de görebiliriz. "Sabah erkenden dağa çıkacağız." "Öğrenciler henüz dersten çıkmadı." "Okulun bahçesinde top oynadık. cümlelerindeki altı çizili sözler dolaylı tümleçtir.
ZARF TÜMLECİ
Yüklemin zamanını, durumunu, miktarını, yönünü, koşulunu vb. bildiren öğelerdir. Bunların her biri değişik bir soruyla bulunur. "Yazın bol bol kitap okuyacağım." cümlesindeki altı çizili zarf "ne zaman", "Arabamız engebeli yolda ağır ağır ilerliyordu." cümlesinde altı çizili zarf "nasıl", "Çocuğun dersleri şaşılacak kadar iyiydi. cümlesindeki altı çizili zarf "ne kadar", "Ayakkabıları içeri alın." cümlesindeki altı çizili zarf "nereye" sorusuna cevap vermiştir. Yükleme sorulan bu sorulara cevap veren ögeler daima zarftır.
 

SÖZCÜKTE YAPI VE EKLER

 
SÖZCÜKTE YAPI VE EKLER
Sözcükleri yapıları bakımından incelediğimizde kimi sözcüklerin hiçbir ek almadan tek başına kullanıldığı; kimilerinin ise anlamını değiştiren ve cümledeki görevini belirleyen bir takım ekler alarak kullanıldığını görürüz. Sözcükler kök ve ek adı verdiğimiz bölümlerden oluşur.
KÖK: Bir sözcüğün aldığı bütün ekler atıldıktan sonra geride kalan anlamlı en küçük parçasına kök denir. Kök parçalandığında anlam bozulur. “yırt-ıcı-lar-ın”sözcüğünün aldığı ek atılınca geride “yırt”kökü kalır. Sözcük kökleri 4’e ayrılır:
1) İsim Kökleri: Ad ve ad soylu olan köklerdir. Bunlar –mek,-mak ekleriyle okunamaz. Göz, kitap, sarı, baş, çiçek, kalem...
2) Eylem Kökleri: Eylem olan köklerdir. Bunlar –mek,-mak ekleriyle anlamlı bir biçimde okunabilir. Yat-,yürü-,oku-,bil-...
3) Sesteş Kökler: Yazılışları aynı ancak anlamları farklı olan; hem ad hem de fiil olarak kullanılan ve aralarında hiçbir anlam ilişkisi bulunmayan köklerdir. Gül(gülmek) diz(dizmek) Gül(çiçek) diz(bacağın bir bölümü) sol(solmak) düş(düşmek) Sol(yön) düş(rüya)
4) Ortak Kökler: Aralarında anlam yakınlığı olan ve hem ad hem eylem olarak kullanabildiğimiz sözcüklerin köküdür. Kuru(ıslak olmayan) kuru(kurumak) Boya(boyamaya yarayan madde) boya(boyama işi)
GÖVDE: Sözcük köklerine yapım ekleri getirilerek türetilen yeni sözcüklere gövde denir. Yüksek(kök)>yükseklik(gövde) Sev>sevgi
EK: Sözcüklerin sonuna ulanarak yeni sözcükler türeten veya sözcüklerin cümle içinde görev almasını sağlayan ses birlikleridir.(köklere eklenen parçalardır.)
A) YAPIM EKLERİ Eklendiği sözcüğün anlamını ya da türünü değiştirerek yeni sözcükler oluşturan eklerdir. a) İsimden isim yapan ekler: —lık: yaz-lık, gençlik, tuz-luk, güzel-lik... —sız: yol-suz, iş-siz, ses-siz, para-sız... -ce:Türk-çe,kolay-ca,kadın-ca,ben-ce... -ci:demir-ci,şaka-cı,Türk-çü... -lı:akıl-lı,kir-li,tuz-lu... -deş:öz-deş,çağ-daş,vatan-daş... -cil:ev-cil,ben-cil... b) Eylemden ad yapan ekler: -ge:dalga,süpürge... -gen:çekingen,atılgan,ısırgan... -geç:süzgeç,utangaç... -gi:silgi,bilgi,svgi,görgü... -gin:yaygın,keskin,bitkin... -giç:bilgiç,dalgıç... -im:ekim,geçim,içim... -ucu:tutucu,yapıcı -it:geçit,umut,kesit... c) Addan eylem yapan ekler: -el-:düzel-,daral-,incel-... -ar-:sarar-,morar-... -len-:evlen-,söslen-,sulan-... -leş-:iyileş-,beyazlaş-... -imse-:benimse-,küçümse-... -a-:yaşaç) Eylemden eylem yapan ekler: -il-:veril-,dikil-.. -in-:görün-,giyin-,sevin-... -uş-:buluş-,tartış-,bakış-... -it-:yürüt-,taşıt-... -ir-:geçir-,yatır-,pişir-... -dir-:yaptır-,bindir-...
NOT: Eylemsi ekleri eylemden ad türetme ekleri olarak kabul edilirler.
B) ÇEKİM EKLERİ Eklendikleri sözcüklerin anlamını ve türünü değiştirmeyen; ancak cümle içindeki görevlerini belirleyen eklerdir.
a) Ad Çekim Ekleri
a1 )Ad durum ekleri: -i Hali(belirtme durum e.):Bu ek yapılan işten etkilenen varlığı belirtir. Bu eki alan sözcük cümlede nesne olur. Kuşlar-ı gördüm. Şiir-i ezberlemiş. -e Hali(yönelme durum e.):Yapılan işin neye, kime, nereye yöneldiğini belirtir. Bu eki alan sözcük cümlede dolaylı tümleç olur. Okul-a gittim. -de Hali(bulunma, kalma durumu e.) Yapılan işin nerede gerçekleştiğini belirtir. Bu eki alan genellikle dolaylı tümleç olur. Okullar eylülde açılıyor. -den Hali(ayrılma, çıkma durum e.) Yapılan işin nereden başladığını belirtir. Bu eki alan genellikle dolaylı tümleçtir. Okuldan geldi.
a2) İyelik ekleri (sahiplik ekleri): Adın belirttiği varlığın kime ait olduğunu bildirir. -m,-n,-i(-si),-miz,-niz,-leri
 a3) Çoğul ekleri: Aynı türden olan varlıkların birden çoğunu anlatan eklerdir. Çiçek-ler, odun-lar...
A4) Tamlama ekleri: Ad tamlamalarını oluşturan eklerdir. Tamlayana gelen “–in(- nin)”;tamlanana gelen ”-i(-si)”ekleridir. Ali-n-in notlar-ı annem-in babası Zamirlerle yapılan ad tamlamalarında ekler değişebilir. Ben-im ev-im sen-in ev-in
 b) Eylem çekim ekleri
B1)Olumsuzluk eki(-me,-ma): kip eklerinden önce gelerek eyleme olumsuzluk anlamı katar. Bu ekler ünlü daralmasına uğrayarak “-mı,- mi,-mu,-mü”olur. Geldi>gelmedi Geliyor>gelmiyor
B2) Kip ekleri: Yapılan işin zamanını bildiren(-di,-miş,-yor,-ecek,-re)ve dilek bildiren(-se,-meli,-e)ekleridir. Zaman bildiren kipler Bit-ti Bit-miş Bit-i-yor Bit-ecek Bit-er Dilek kipleri Bit-se Bit-meli Bit-e Emir kipinin kip eki yoktur.
B3) Kişi ekleri: Eylemin belirttiği işi yapan kişiyi bildiren eklerdir. Kişi ekleri genellikle eylem eklerinden sonra gelir.
 

12. SINIF 3. ÜNİTE ŞİİR TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS NOTLARI (2023-2024)

3. ÜNİTE ŞİİR 12. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS NOTLARI    (2023-2024) 1. SAF (ÖZ) ŞİİR ANLAYIŞI   SAF (ÖZ) ŞİİRİN O...